Ve kazanan Aerodeon!

Bu yıl dokuzuncusu düzenlenen “Turkcell Partner Program 2011 En Başarılı Ürün ve Servis Ödülleri En Başarılı Mobil Pazarlama Kampanyası” kategorisinde, “Doritos Hisseli Tatlar Kampanyası” ile Aerodeon ödüle layık görüldü.

Her yıl farklı kategorilerde en iyi iş ortaklarının belirlenerek ödüllendirilmesini sağlayan ve sektör trendlerinin gelişimini destekleyen “Turkcell Partner Program En Başarılı Ürün ve Servis Ödülleri” bu yıl da toplam 9 kategoride sahiplerini buldu. Her biri alanında uzman olan üyelerden oluşan bağımsız bir jüri tarafından değerlendirilerek, her kategoride jüriden en fazla puanı alarak birinci olan iş ortakları, 31 Mart akşamı Swissotel’de düzenlenen İş Ortakları Ödül Gecesi’nde açıklandı. “Doritos Hisseli Tatlar Kampanyası” ile “Yılın En Başarılı Mobil Pazarlama Kampanyası” ödülüne layık görülen Aerodeon adına ödülü, Aerodeon Genel Müdürü Alptekin Derinkök aldı. Böylece 9 yıldır düzenlenen “En Başarılı Ürün ve Servis Ödülleri”nde Aerodeon 4. ödülünü alarak ödüllerine bir yenisini daha ekledi.

Gecede ayrıca, 2010 yılı boyunca gösterdiği başarılı performanstan dolayı Aerodeon’ın 2011 Turkcell Silver İş Ortağı olmaya hak kazandığı da açıklandı.

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Aerodeon ödüllerle başladığı 2010 yılına, aynı hızla devam ediyor.

Digital Age Awards 2010’da En Yaratıcı Mobil Kampanyalar kategorisinde Doritos Hisseli Tatlar Kampanyası ile “Başarı Belgesi”ne layık görüldük.

Eylül 2009’dan Haziran 2010 tarihine kadar süren Doritos’un yeni tadının “halk oylaması” ile belirlendiği Hisseli Tatlar Kampanyası, MMA Global Awards 2010’da finale kalarak, başarı serüvenine devam ediyor. 17 Kasım’da Los Angeles’tan en az bir MMA Global ödülü ile dönmek dileğiyle… Şimdilik bizi izlemeye devam edin :-)

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Aerodeon 3 dalda finalist!

Dünyada, Mobil Pazarlama ve Mobil Reklam sektörünün en prestijli ödülleri olarak kabul edilen “2010 MMA Global Mobil Pazarlama Ödülleri”nde Aerodeon 2 kampanyası ile 3 kategoride finalist oldu.

The Mobile Marketing Association (MMA)tarafından Mobil Pazarlama Endüstrisinin gelişimini sağlamak ve başarılı örneklerin global arenada paylaşımını sağlamak amacıyla her yıl düzenlenen “2010 MMA Global Mobil Pazarlama Ödülleri”, bu yıl 17 Kasım’da Los Angeles’da altıncısı düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak. Aerodeon’ın, “Doritos Hisseli Tatlar Kampanyası” ile “Best Use of Mobile Marketing- Product/Services Launch” kategorisinde, “Ruffles Goller Cepte Kampanyası” ile ise hem “Best Use of Mobile Marketing- Product/Services Launch” hem de “Best Use of Mobile Marketing- Branding” kategorisinde finalist olma şansını yakaladığı törene günler kaldı, heyecan dolu bekleyiş başladı.

Posted in Uncategorized | 1 Comment

Aerodeon, turk.internet.com röportajı; “Mobil pazarlama yalnızca ve yalnızca hedef kitle en fazla mobil’de olduğu için büyüyor. Büyüyen bu mecrayı bizim yarattığımız bir kanal değil, hedef kitlenin reklâm vereni çağırdığı bir oyun alanı olarak görmek gerek.”

“Mobil Pazarlama” nedir? Kim tarafından, hangi platformlar üzerinde yapılır?

Mobil pazarlama, reklamverenlerin ürün ve marka iletişimlerini, tüketicilere “mobil kanallar ve kurgular üzerinden” ulaştırmak ve en büyük farklılık noktası olarak; tüketicilerin de bu kanallar üzerinden katılımda bulunmasını, marka ile etkileşime geçmesini sağlamaktır diyebiliriz. 10 yıldan bu yana Mobil kanallar ile kastettiğimiz içerik çok gelişti ve çeşitlendi. 2002 yılında Türkiye mobil pazarlama yolculuğuna bir kaç ajans ile çıktığında mobil pazarlamadan kartımız, yalnızca SMS ile katılım yapılabilen çekiliş kampanyaları idi. SMS kampanyaları halen “anında kazan” kurgular ile kullanıldığında, WOM etkisi hedeflendiğinde, eğlence içerikli uygulamalarda görevini en performanslı şekilde yapıyor. Ancak artık elimizde GPS tabanlı mobil uygulamalardan, Augmented Reality servislerine, lokasyon tabanlı kurgulardan, QR kod ile katılım alınan kampanyalara yüzlerce farklı uygulama seçeneği var.

Mobil pazarlama ayrıca mobil reklam yeteneğini de edinerek daha güçlü ve “kendi ayakları üzerinde durabilen” bir mecra haline geldi. GSM operatörlerinin servislerine sponsorluklardan, mobil internet sitelerindeki banner kampanyalarına, izinli veritabanı iletişiminden, RBT (ringback tone) tabanlı reklam uygulamalarına kadar uzanan büyük ve derin bir mobil pazarlama dünyasının içerisindeyiz. Ulaştığı bu seviyede diyebiliriz ki mobil pazarlama “markalar ile tüketici etkileşimini en uç noktasına kadar sağlayabilen, marka iletişiminin her noktasında müşteri davranışlarını takip etmemize olanak tanıyan, başka hiçbir mecradan desteklenmeden milyonlara erişebilme gücüne sahip, iletişim dünyasındaki en hızlı, en ölçülebilir, en eğlenceli iletişim mecrasıdır.”

Mobil pazarlamanın müşterileri kimlerdir? Türkiye’de, daha çok hangi sektör ve segmentler mobil pazarlamaya ilgi gösteriyor?

Mobil pazarlama, son 5 yılda konvansiyonel mecralardan yani TV, gazete, radyo gibi iletişim araçlarından, dijital mecralara (yoğunlukla mobil ve internet kullanımına) yönelen hedef kitlelere erişmek için reklâm verenlerin elinde bulunan en güçlü silah konumuna yükseldi. Yani markaların tercihi mobil pazarlamaya yönelmedi, hedef kitle mobil iletişime daha fazla cebinden ve zamanından pay ayırdıkça markalar bu kitleleri buralardan yakalayabildiğini farketti.

Artık gençleri çizgi üstü mecralarda yakalamak mümkün değil, aksine onlar sosyal medya’da, anlık mesajlaşma servislerinde, cep telefonu uygulamalarında ve mobil internet sitelerinde… Mobil pazarlamanın yükselişi de sözkonusu hedef kitle tercihinin bir sonucu oldu. Bir keşif ya da icat gibi bakmamak gerek bu yeni iletişim kanalına; hedef kitlenin reklâm vereni çağırdığı oyun alanı olarak görmek gerek.

Ancak yine de elbette bazı sektörler diğerlerine göre daha fazla mobiliteyi kullanarak hedef kitlelerine ulaşıyor. FMCG, bankalar, akaryakıt markaları, medya (TV, gazete ve radyolar), alışveriş merkezleri, zincir perakende markaları, mobil pazarlamanın en yoğun kullanıldığı kategoriler arasında yer alıyor.

Mobil pazarlama pazarı hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?(dünya mobil pazarlama pazarının büyüklüğü nedir; Türkiye toplam pazarının cirosal büyüklüğü-tahminen- nedir; şirketler daha çok kimleri hedefliyor; mobil pazarlama sadece büyük şehirlerde mi yapılıyor gibi…)

Ortalama değerlerle konuşmak gerekirse, 2009 yılında Türkiye’de 150 milyon USD hacme ulaşmış bir olan, 2009 yılı boyunca 1000’e yakın markanın, 1.500’lere yakın kampanya gerçekleştirdiği bir sektör olduk. Her yıl dünyanın en prestijli ödüllerini alıyoruz Türk ajansları olarak (GSMA awards, MMA awards). 2010’a da Aerodeon olarak yine bir ödülle başladık; Stevie Ödülleri’nde, bu defa bir kampanya değil Wapitect adlı “mobil site ve servis geliştirme platfomu”muz ile Onur Ödülü’nü elde ettik. Dolayısı ile artık kampanyalarımız dışında ürettiğimiz teknoloji ve ürünler ile de dünya arenasında boy gösteriyoruz. Türkiye’de mobil pazarlama cirosunun, operatörlerin ilgisi ve desteği, yeni servis ve ürünler geliştirmedeki üretkenliği, 3G etkisi gibi pozitif unsurlarla, 2014 -2015 yıllarında 1 milyar USD’yi bulması bekleniyor.

Mobil pazarlamaya kadar uzanmadan, mobil cihaz kullanımına baktığımıza bugün dünya nüfusunun yarısından çoğu mobil iletişim dünyasının içerisinde girdi. 2010 yılı sonunda bu rakam 4 milyarı bulacak, tartışmasız olarak. Bu kadar yaygın kullanılan ve 7/24 elimizde olan, her an ve her yerde tüketicileri erişilebilir kılan bir mecranın performansı ve hacmi her yıl katlanarak büyüyecektir, öyle de oluyor.

Bu rakamlardan ve öngörülerden ne anlamamız gerek diye sorarsanız, bu da sorudaki son kısmın cevabı; mobil pazarlama herkesi hedefliyor, her şehirde, kasabada, köyde, her gelir grubunda mobil pazarlama kampanyalarına cevap veren, katılan insanlar var. Mobil pazarlama artık “büyük” bir mecrayı tanımlıyor, mikro gruplara erişim modelini değil.

Sizce Türkiye, mobil pazarlamada, diğer ülkelere göre mesafe kat edebilmiş bir durumda mı? Gözlemlediğiniz bariz hatalar var mı? Neden?

Türkiye’de, yukarıda belirttiğim gibi, rakamlar net olmasa da 150 milyon usd’lik bir mobil pazarlama büyüklüğüne ulaştık. 1.000’e yakın marka çok önemli bir büyüklük. Bugün reklam verenlerin birçoğunun yıllık pazarlama bütçelerinde “mobil pazarlama” ayrı bir kalem ve çok ciddi planlanan bir mecra.

Türkiye dünya toplam mobil pazarlama cirosunda da ciddi bir paya sahip, bunun nedeni de öncelikle hedef kitle büyüklüğümüz; biz nüfusunun %50’si 28 yaş altında bir ülkeyiz. Avrupa’daki ülkelerin 35 milyon adet nüfusları dahi yok, bizim bu adette etkileşim düzeyi ve mobil adaptasonu yüksek “genç nüfusumuz” var. 2009′da 20 milyonun üzerinde kullanıcının mobil pazarlama kampanyalarına katıldığı düşünülürse, gelecekte bu alanda büyümenin devam edeceğini söylemek yanlış olmaz. Öyle ki 2007 – 2008′den beri yoğun kullanılan mobil internette aylık toplam sayfa gösterimi yüz milyon ile ifade edilir durumda ve bu rakam, 3G ile birlikte her ay hızla yükseliyor.

Görüldüğü gibi Türkiye’de mobil pazarlama konusunda oldukça yol kat edilmiş durumda ancak sektörde insan kaynağı konusunda ciddi açıklar var. Sektörün çok hızlı büyüdüğü bu noktada “sektöre yönelik” bir eğitim kurumunun olmaması, iletişim fakültelerinin mobil pazarlama ve sosyal medya gibi alanlarda yeterli eğitim enstrümanı ve eğitimci içeriğine ulaşamaması, ajanslara yeni eleman seçme ve onları hızlı şekilde geliştirme konusunda çok olumlu bir ortam sağlamıyor denebilir.

Biz 2010 başında ekibimize kattığımız birçok arkadaşımızı içerisinde lojistik, marka yöneticiliği, turizm gibi sektörlerin olduğu geniş bir yelpazeden seçtik. Çünkü sektör içindeki kaynak yeterli değil. Dolayısı ile her ajans aslında “iyi bir okul” olmalı. Biz çalışanlarımızı sadece operasyonel başarıya sahip takım oyuncuları değil, her biri ayrı konularda kendisini geliştiren mobil pazarlama akil insanları (bilgeleri) olmaları hedefi ile eğitmeye çalışıyoruz. Çünkü sektörün büyümesi için şu an dijital pazarlamaya “stratejik bakabilen” uzman derinliği en birincil ihtiyacımız.

Sosyal ağların işin içine girmesi sizin işinizi daha da kolaylaştırıyor mu? Neden?

Elbette… Sosyal ağlar bizim için çok önemli bir “etkileşim” ve “anında erişim” alanı konumuna gelmeye başladı. Dikkat edin, konvansiyonel mecralarda hedef kitlenizi aslında “kazara” yani “rastlantısal” bir yaklaşım ile yakalarsınız. Çünkü hedef kitlenin seçilme durumu; anlık olarak o saatte o kanalda bulunma, o gazeteyi o gün okuma durumudur. Halbuki sosyal mecra’da, mobil veritabanlarında “bilinçli, istekli, istemli, planlı (markanın erişim potansiyeli açısından)” bir erişim sözkonusu. Biz mobil pazarlama ile dijital pazarlamanın aynılaştığı bu dönemde mobil izinli veritabanları gibi, mobil servis kullanıcılarına gönderilen sponsorlu mesajlar gibi, sosyal ağların da “kalitel” bir erişim türü olduğunu düşünüyoruz. Bu aracı veya mecrayı kullanmak elbette bizi çok olumlu etkiliyor.

Mobil pazarlamada en büyük zorluklar, sıkıntılar nelerdir (Örneğin: mevzuatta bir sıkıntı var mı; kullanıcılar şikayet ediyor mu; operatör cephesinde ne gibi sıkıntılar yaşanıyor, v.s.)?

Bu soruyu 3-4 yıl öncesinde sorsanız o kadar uzun bir cevap verebilirdim ki… Şu anda ise artık global ve yerel olarak (örgütlenmeler bazında da entegre olunmuş) kuralları (code of conduct) oturmuş olan, ajanslar açısından yetenekleri giderek artan (mobilden dijitale…), devlet kurumları ve kural koyucular tarafından ihtiyaçları daha yakından anlaşılan ve kural koyucular karşısında örgütlü olarak temsil edilen bir sektör olduk. Elbette gidilecek daha çok yol var ancak, mobil pazarlama ajanslarının önünde çok büyük engel olarak duran bir bariyer var diyemem. Bizim sektör oyuncuları olarak önümüz, her türlü mevzuat ve operatör yaklaşımından bağımzsız şekilde çok açık.

Dünya mobil pazarlamada nereye gidiyor? Görüş ve düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Bu sektörün birey olarak da ilk çalışanlarından olduğum için geriye bakınca önümüz çok daha iyi görüyorum diyebilirim. Geriye baktığımda ayda 40 milyon SMS gönderilen 2003 yılını hatırlıyorum. Bundan sadece 3-4 yıl sonra günde bu rakamdan fazla bir SMS kullanımı (peer to peer) vardı. Marka temsilcileri 2004 yılında dahi tüm telefonlar SMS gönderebiliyor mu diye sorardı. Şimdi iphone uygulaması, Java uygulamalar, mobil siteler yapmaktan kafamızı kaşıyamıyoruz. Mobil pazarlama kurgularımızdaki sofistikasyon öyle güzel noktalara geldi ki örnek olarak 2009’dan 2010’a uzana bir zamanda yaptığımız Doritos Hisseli Tatlar Kampanyamız 9,5 ay süren, 3 fazdan oluşan, hem mobil hem internet hem sosyal medyada birçok mecra ve kurguyu barındıran, kişisel interaktivitenin maksimumda olduğu, kampanyaya katılırken oy kullandığınız ürüne ve oy kullandığınız şehre göre “size özel” sms mesajı aldığınız bir kampanya idi.

Tüm verilere baktığımızda, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada bir mobil pazarlamanın en büyük 3 mecradan biri olacağı görülüyor. Ben de kişisel olarak önümüzdeki on yılın lideri olması beklenen bir sektördeki en köklü ve büyük oyunculardan biri olmaktan çok keif alıyorum.

Kısa vadeli değerlendirecek olursak; 2010 yılında mobil pazarlama sektörü, bugüne kadar hiç olmadığı oranda SMS kampanyalarına olan bağımlılığını kırmaya başlayarak, Augmented Reality, mobil mecra kullanımları, QR kod, mobil uygulamalar (iphone, android uygulamaları, nokia widget, vb..) gibi yeni alanlara yöneldi. Önümüzdeki yıllarda bu eğilim artarak devam edecek. Biz de Aerodeon olarak bu alanlarda öncülük yapacağız, yapmaya da başladık.

QR kod ve mobil kuponun bu yıl çok ciddi ivme kazanacağı ortada ve bu ivmelenmeye Aerodeon olarak en büyük katkıyı yapmak üzerine çalışıyoruz. Tag ve QR kod konusunda Türkiye’deki en kapsamlı altyapı ve uzman ekibe sahip olduğumuzu içtenlikle söyleyebilirim. Şu anda Türkiye’de paket üstü QR kod kullanılan 2 kampanyanın ikisini de yapan ajans olmakla övünüyoruz.

Bunun ötesinde artık Aerodeon olarak 360 derece dijital çözümler sunmaya başladık. Mobil kampanyaların ötesinde, mobil uygulamalar (iphone apps, Nokia widgets, vb.) geliştiriyoruz. Özellikle sosyal medya üzerinde marka iletişimi önemli bir iletişim hizmet alanı olacak. Facebook uygulamaları, markalara ait sosyal medya iletişim alanları üretmek ve bunları etkin şekilde yönetmek bundan sonra ajansların birincil hizmet alanlarından biri olmaya başlayacak.

Motto olarak, “kurumsal başarı standartları geliştirmeye odaklanmak ve sürdürülebilir bir başarı altyapısı oluşturmak” şeklinde bir ifade kullanıyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz? Sürdürülebilir bir başarı altyapısı nasıl oluşturulabilir?

İlk günden bu yana sektördeki ilk mobil pazarlama kampanyalarını yapmaktan, ilk “infotainment paketleri” hediye edilen kurgulara, ilk kontör kampanyalarından, ilk uluslararası yaratıcılık ödülüne kadar sayısız “ilk”e imza atan bir ajansız. Bu kendiliğinden oluşmadı açıkçası, sürekli “yenilik” peşinde koşuyoruz, sektörün önünde koşmaya çalışıyoruz. Bu açıdan şanslı bir ülkedeyiz, mobil pazarlama alanında Türkiye dünyanın çok önünde ve biz de bu bilinç ile sürekli yeni kurgular, yeni ödül mekanizmaları, yeni katılım konseptleri üretmeyi birincil işimiz olarak görüyoruz.

2009’da sektörle birlikte ivmelenen bir ajans performansımız oldu. Mobil mecra ve özellikle 3G sonrası döneme yönelik hazırlıklarımızı çok zamanında yaparak bu alanlarda geleceğe yönelik pozisyonlarımızı en etkin şekilde aldık. 2010’da ise tüm bu yenilikleri ortaya koyma yılımız. Bunu Ruffles’ın goller cepte kampanyası ile açıkça gösterdik. Türkiy’nin ilk mobil video hediyeli kampanyasını yaptık. Paket üzerinde QR kod kullandık ve “Dünya Kupası’nın CANLI gol görüntülerini Ruffles severlere izlettik”. Wapitect ile 2010’un ilk uluslarası ödülünü elde ettik, Stevie ödüllerinde “en iyi servis kategorisinde” ödül aldık…

Kurumsallık bu “yenilikçi ve öncü olma” refleksini ajansın genlerine işlemekten, sektöre yeni insan gücü değerleri katacak bir eğitim sistematiğine sahip olmaya kadar uzanan bir süreç bizim için. Bu yaklaşımla ilerlemeye her zaman devam edeceğiz.

Posted in Uncategorized | 2 Comments

Aerodeon, Uluslararası İş Dünyası Ödülü’ne layık görüldü

Mobil pazarlamanın Türkiye’deki en önemli temsilcisi Aerodeon, “Uluslararası İş Dünyası Ödülleri (International Business Awards) 2010”nda “Yılın En İyi Ürünü ve Servisi” kategorisinin galibi oldu. Şirket, diğer adı “Stevie” olan organizasyonda Yüksek Onur Ödülü’ne layık görüldü.

Türkiye’nin lider mobil pazarlama ajansı Aerodeon, geliştirdiği Wapitect yazılımı ile, farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin değerlendirildiği ve iş dünyasıyla ilgili en prestijli ödül organizasyonlarından biri olarak kabul edilen “Uluslararası İş Dünyası Ödülleri”nde, “Yılın En İyi Ürünü ve Servisi” kategorisinde ödüle layık görüldü. Yüksek Onur Ödülü’ne layık görülen şirketin yetkilileri, “Uluslararası İş Dünyası” organizasyonunun 27 Eylül 2010 tarihinde İstanbul Ritz Carlton Oteli’nde düzenleyeceği törende ödüllerini alacak. Birçok dalda, iş dünyasında kazanılan başarıların değerlendirildiği, ABD menşeli Uluslar arası İş Dünyası Ödülleri, örnek alınacak kuruluş ve bireylerin sayısını artırmayı, onların başarılarını basına, topluma ve iş dünyasına duyurmayı amaçlıyor.

Uluslararası İş Dünyası Ödülleri ya da Yunanca “taçlandırma” anlamına gelen “Stevie” ödülleri olarak da adlandırılan organizasyon, iş dünyasında kazanılan başarıların birçok farklı alanda ödüllendirildiği tek küresel ödül olma özelliğine sahip. “Stevie” ödülleri, uluslararası şirket ve organizasyonları, yıl içinde gösterdikleri başarı ve sosyal ve iş hayatına yansıyan pozitif katkıları ile değerlendiriyor. 40 kategoriden oluşan ödül sistemine hem firma olarak hem de kişisel olarak başvuru yapılabiliyor. 2003 yılından bu yana her yıl düzenli olarak verilen ödüllere bu sene 40’ı aşkın ülkeden bin 700’ün üzerinde başvuru yapıldı.

Wapitect hakkında:


Mobil internet tabanlı, interaktif mobil site geliştirme mecrası Wapitect, 2009 yılında Aerodeon tarafından pazara sunuldu. Wapitect adı, ürünün temel özelliği olan “wap mimarı”ndan (wap architect) yola çıkılarak elde edildi. Wapitect, mobil banner, QR kod, Mobil Tag uygulamaları gibi yeni nesil mobil pazarlama araçlarının kullanımını kolaylaştırmak ve mobil interaktivite üretim döngüsünü tamamlamak amacıyla geliştirildi.

Aerodoen, etkin mobil pazarlama iletişimi yapmak isteyen markalara özel servis kurguları ve şablonları hazırlayarak, ürünün kullanımını çok daha basit ve hızlı hale getiriyor. Marka ve kurumlar, özellikle mobil pazarlama kampanyaları içerisinde Wapitect’i kullanarak kendi mobil internet site ve servislerini üretebiliyor, yönetiyor ve istedikleri zaman güncelleyebiliyorlar.

Wapitect, kullanımı kolay arayüzlerden, mobil internet sayfası oluşturulmak istenen sayfalara içeriklerin; metin, resim, müzik, video ve telefon numarası olarak farklı görünüm ve kullanım özellikleriyle eklenmesine imkân sağlıyor. Kullanıcılara ulaştırılmak istenen video ve müzik içerikleri kullanıcının mobil cihazına yüklenebiliyor, resimler tekil olarak ya da fotoğraf galerisi olarak (cihaz ekran genişliğine göre boyutlandırılarak) eklenebiliyor. Wapitect aynı zamanda eşzamanlı olarak ön izleme ve güncelleme imkânı sunuyor. Wapitect ile wap kodlama bilgisine ihtiyaç duymaksızın istenilen sayıda mobil sayfa tasarlanabiliyor.

Posted in Uncategorized | 2 Comments

Aerodeon Mobil Pazarlama 2010′a nasıl bakıyor?

2010’da mobil reklamcılığın hızla zirveye doğru ilerleyeceğini düşünüyoruz. Zirve 2010 içerisinde olmayacaktır ancak önümüzdeki yılın parlayan yıldızı mobil mecra kullanımı olacak. Birçok marka en az web sitelerinde bulunduğu kadar wap (mobil internet) sitelerinde banner kampanyaları kullanacak. Bunun ötesinde tüm diğer mobil mecralar da büyümeden pozitif şekilde pay alacak. Operatör servislerine sponsorluklar artık yılın başından yıl sonuna kadar satın alınıyor, uzun vadeli planlı mobil bütçe yönetimleri yapmaya başlayan bir çok marka görüyoruz. Yazın gerçekleşen dünya kupası sırasında bir wap sitesinde banner yayınlamak ya da maç skor servisine sponsor mesajı girmek isterseniz bunu 1 -2 ay önce değil 6 ay önce rezerve etmeniz gerekiyor. Mobil mecralara talep bu düzeylere ulaşmış durumda.

QR kod ve mobil kupon uygulamalarının mobil pazarlama içerisinde bu yılın ivmelenen hizmetleri olacağını öngörüyoruz ve bu ivmelenmeye Aerodeon olarak en büyük katkıyı yapmak üzerine çalışıyoruz. Tag ve QR kod konusunda Türkiye’deki en kapsamlı altyapı ve uzman ekibe sahip olduğumuzu içtenlikle söyleyebilirim.

Bunun ötesinde Aerodeon olarak mobil uygulamaları, mobil pazarlamanın en temel dinamiklerinden biri olarak görüyoruz. Çünkü hedef kitle yapılan çalışmalara bu yönde cevaplar veriyor. Mobil kampanyaların ötesinde, mobil aplikasyonlar (iphone apps, Nokia widgets, vb.) geliştiriyoruz, mobil – web entegre kampanyalar geliştiriyoruz, kısaca mobil ötesinde dijital bir bakış açıısı ile hareket ediyoruz.

Posted in Uncategorized | 1 Comment

3g ile gelen mobil internet devrimi hayatımıza sürekli yeni uygulama ve servisler kazandırıyor. İşte bunlardan biri; Wapitect!

Aerodeon, Stevie ödüllü uygulaması Wapitect ile tüm markalar ve servis sağlayaıcıları için hızlı ve etkin mobil internet mecra üretimi ve interaktive çözümleri üretiyor.

Türk medyasındaki ilk QR kod uygulaması olan Hürriyet Tiktag, gazete üzerindeki dijital içerik oluşturma ve mobil interaktivite servisleri için Wapitect çözümünü kullanıyor. İlk olarak Hürriyet’te gerçekleştirilen QR kod’lu dijital devrim özellikle yeni nesil medya okurlarını hedef alıyor. Hürriyet Gazetesi’nde her gün 8-10 haberde yer alıyor ve okurlar tarafından her geçen gün daha fazla takip ediliyor. Dünyadaki QR kod uygulamalarını destekleyen ilk içerik üretim yazılımlarından olan Wapitect, kullanımı çok kolay arayüzlerden mobil internet sayfası oluşturulmasına ve metin, resim, müzik, video, “tıkla ve ara”, anket, oylama gibi içeriklerin eklenerek oluşturulan sayfaların zenginleştirilmesine imkan sağlıyor.

Aerodoen, kurumsal müşterilerine özel olan Wapitect servis kurguları ve şablonları hazırlayarak, sektörlere özel uygulama çözümleri sunuyor ve ürünün kullanımını çok daha basit ve hızlı hale getiriyor. Marka ve kurumlar, özellikle mobil pazarlama kampanyaları içerisinde Wapitect’i kullanarak kendi mobil internet site ve servislerini üretebiliyor, yönetiyor ve istedikleri zaman güncelleyebiliyorlar.

Bu uygulamalardan en yeni ikisi; Doritos Hisseli Tatlar Kampanyası ve Ruffles Dünya Kupası kampanyası dahilinde uygulanan “paket üstü QR kod” uygulaması oldu. Hisseli Tatlar kampanyasında paket üzeindeki 2 boyutlu barkod’u fotoğraflayan müşteriler, kampanya oylama sayfasına yönlenerek kampanya ile ilgili oylama, anketlere katılma, reklam videolarını izleme gibi servisleri kullandılar.

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Mobil Reklam

Mobil reklamcılık adına Amerika’da ciddi gelişmeler var hatta bu konuda Avrupa’daki şirketleri bile geçmişe benziyorlar. Google, Yahoo ve Aol gibi internet devleri de hedeflerini mobil medyaya odaklamış durumdalar. Peki bu gelişmelerin reklam sektörü ve sizin markanızla nasıl bir ilişkisi var? Dünyadaki tüm bu gelişmeler mobil medyaya olan ilgiyi çoğaltıyor. Asıl enteresan olan, mobil reklamlar daha tüketicinin cep telefonuna ulaşmadan operatörler tarafından video, müzik, resim veya oyun gibi içeriklerin içine ekleniyor. Dolayısıyla reklama ulaşmak tek bir SMS göndermek kadar kolay hale geliyor. Biz de mobil üzerine uzmanlaşmış bir ajans olarak, bu tarz öncü platformları kullanarak müşterilerimize ve onların hayallerine ulaşabilecek kampanyalar yaratmak istiyoruz. İçinde bulunduğumuz koşulları düşündüğümüzde kısa vadede mobil reklamcılık Türkiye’de çok yayılmayacak gibi görünse de tek bir bildiğimiz var; müşterilerimiz, dijital stratejilerine mobili de dahil ettikleri zaman, satış ve pazar paylarını arttırıyorlar. Bu da mobil yatırımın getirisi açısından iyi bir başlangıç gibi gözüküyor.

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Markanız Favorilerim Listesine Girebiliyor mu?

Bugün size “del.icio.us” sitesinden bahsetmek istiyoruz. Dijital ortamda marka değerini etkilemek ve ölçmek için bizce yeni bir yol olmaya aday bir iş yapılıyor bu sitede. “Del.icio.us” temel olarak bir online link yöneticisi. İnsanlar beğendikleri web sayfalarının linklerini burada biriktiriyorlar. Web tarayıcınızda bulunan linklerin bazılarına bir daha hiç bakmıyor bile olabilirsiniz ama çoğunu da silmek istemezsiniz çünkü o linkler aslında sizin yıllardır sanal dünyada yaptığınız yolculuğunuzun bir parçasıdır. “Del.icio.us” sık kullandığınız, favori linklerinizi yönetmenize yardımcı oluyor. Aynı zamanda diğer kullanıcıların da linklerine ulaşabiliyorsunuz. Hiç tanımadığınız insanların oluşturduğu ancak sizin de ilgi alanınıza uyan tüm sayfalarda gezinme şansınız oluyor. Site, sosyal bir ağ yaratıyor; fikirlerinizi diğer üyeler ile paylaşmanızı ve onlarla bağlantı kurmanızı sağlıyor; yani zaman geçtikçe sizin ilgi alanlarınızı ve düşüncelerinizi paylaşan insanlarla sanal bir ilişki kurmuş oluyorsunuz. Peki, bunun markalar için anlamı nedir? İki noktadan bahsedebiliriz. İlki markaların bunu, aynı bloglar gibi, kendi ürün veya servislerini kullanan tüketicilerle ilişki kurmak amacıyla kullanacaklarını düşünüyoruz. İkincisi, “del.icio.us” gibi siteler web’de kimin, hangi markalarla, ne zaman, ne kadar ilgilendiğinin takip edilmesine yardımcı oluyor. Mesela, eğer bir ürün veya servis piyasaya sürüldüğünde etki yaratıyorsa, o zaman markayla ilgili linklerin miktarı ciddi şekilde artıyor. Bu akım mobil ortamda da kendini gösterecek (şu an daha embriyo aşamasında), ve hatta ileride neredeyse zorunluluk haline gelecek. Kullanıcılar coğrafi yerleri, resimleri veya videoları imleyecek ve mobil ortamı kullanma şekillerine göre bir araya gelecekler. Yakın gelecekte bu dijital-sosyal ağları kendi amaçları doğrultusunda kullanabilecek olan markalar, rekabette bir adım önde ilerliyor olacaklar.

Posted in Uncategorized | 1 Comment

Reklamcılık 2.0

Size “Reklamcılık 2.0” adlı bir makaleden güzel bir paragraf aktarmak istiyoruz. Makale yeni yeni gelişmeye başlayan mobil ve internet topluluklarının markalar üzerindeki etkileriyle ilgili. “Reklamcılık uzun süredir ‘information asymmetry’ denilen bir kavramdan etkileniyor. ‘Bilgi eşitsizliği’ olarak çevirebileceğimiz bu kavrama göre şirketler tüketicilerden daha fazla bilgi sahibiler ve sahip oldukları bilgiyi, hedef kitleyi baştan çıkarmak için kullanıyorlar. Fakat iletişim teknolojisinin günümüzde geldiği nokta bu eşitsizliği tüketiciler lehine bozmaya başladı. Teknolojiyi etkili biçimde kullanarak bilgi kaynaklarına kolayca ulaşabilen bireyler reklamlardan daha az etkileniyorlar ve reklamlar aracılığıyla kendilerine aktarılmaya çalışılan yanıltıcı veya eksik bilgileri kabul etmiyorlar; reklamları yargılayabiliyor ve hüküm verebiliyorlar. Bu durumda reklamcıların, tüketicilerle kurallara uygun ve şeffaf bir şekilde iletişim kurması gereklidir. “ Biliyoruz ki marka performansı, tüketicilere ürünle ilgili iyi bir tecrübe sunmak, konumlandırmayı doğru yapmak ve rekabet ortamında liderlik gibi birkaç temel kurala dayanıyor. Bu kuralları iyi uyguladığınızda dijital ortamdaki tüketici toplulukları arasında ürününüzden olumlu bahsedilmesi çok mümkün. Ama bazen bütün bu faktörleri doğru algılayamıyoruz ve dışarıdan gelen kontrol edemediğimiz etkiler markanın pazar payının düşmesine neden oluyor. İşte tam burada reklamcılık devreye giriyor. 1970’lerin başından beri yapılan araştırmalar gösteriyor ki en etkili reklamlar Millward Brown’un ‘marka hatırlanırlığı’ adını verdiği, yaratıcı olmasının yanısıra inandırıcı da olan reklamlar. Bugün bu etkiyi yaratmanın en iyi yolu, araştırmaların da gösterdiği gibi, 30 saniyelik TV spotları. Ancak markaların tüketicileri, yeni iletişim ortamlarında da nasıl etkileyebileceklerini bir an önce keşfetmeleri gerekiyor. Çünkü eğer geç kalırlarsa, rakipleri web 2.0 dünyasında müşterilerinin kalplerini de zihinlerini de çoktan ele geçirmiş olacak.

Posted in Uncategorized | 1 Comment