Aerodeon, Uluslararası İş Dünyası Ödülü’ne layık görüldü

Mobil pazarlamanın Türkiye’deki en önemli temsilcisi Aerodeon, “Uluslararası İş Dünyası Ödülleri (International Business Awards) 2010”nda “Yılın En İyi Ürünü ve Servisi” kategorisinin galibi oldu. Şirket, diğer adı “Stevie” olan organizasyonda Yüksek Onur Ödülü’ne layık görüldü.

Türkiye’nin lider mobil pazarlama ajansı Aerodeon, geliştirdiği Wapitect yazılımı ile, farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin değerlendirildiği ve iş dünyasıyla ilgili en prestijli ödül organizasyonlarından biri olarak kabul edilen “Uluslararası İş Dünyası Ödülleri”nde, “Yılın En İyi Ürünü ve Servisi” kategorisinde ödüle layık görüldü. Yüksek Onur Ödülü’ne layık görülen şirketin yetkilileri, “Uluslararası İş Dünyası” organizasyonunun 27 Eylül 2010 tarihinde İstanbul Ritz Carlton Oteli’nde düzenleyeceği törende ödüllerini alacak. Birçok dalda, iş dünyasında kazanılan başarıların değerlendirildiği, ABD menşeli Uluslar arası İş Dünyası Ödülleri, örnek alınacak kuruluş ve bireylerin sayısını artırmayı, onların başarılarını basına, topluma ve iş dünyasına duyurmayı amaçlıyor.

Uluslararası İş Dünyası Ödülleri ya da Yunanca “taçlandırma” anlamına gelen “Stevie” ödülleri olarak da adlandırılan organizasyon, iş dünyasında kazanılan başarıların birçok farklı alanda ödüllendirildiği tek küresel ödül olma özelliğine sahip. “Stevie” ödülleri, uluslararası şirket ve organizasyonları, yıl içinde gösterdikleri başarı ve sosyal ve iş hayatına yansıyan pozitif katkıları ile değerlendiriyor. 40 kategoriden oluşan ödül sistemine hem firma olarak hem de kişisel olarak başvuru yapılabiliyor. 2003 yılından bu yana her yıl düzenli olarak verilen ödüllere bu sene 40’ı aşkın ülkeden bin 700’ün üzerinde başvuru yapıldı.

Wapitect hakkında:


Mobil internet tabanlı, interaktif mobil site geliştirme mecrası Wapitect, 2009 yılında Aerodeon tarafından pazara sunuldu. Wapitect adı, ürünün temel özelliği olan “wap mimarı”ndan (wap architect) yola çıkılarak elde edildi. Wapitect, mobil banner, QR kod, Mobil Tag uygulamaları gibi yeni nesil mobil pazarlama araçlarının kullanımını kolaylaştırmak ve mobil interaktivite üretim döngüsünü tamamlamak amacıyla geliştirildi.

Aerodoen, etkin mobil pazarlama iletişimi yapmak isteyen markalara özel servis kurguları ve şablonları hazırlayarak, ürünün kullanımını çok daha basit ve hızlı hale getiriyor. Marka ve kurumlar, özellikle mobil pazarlama kampanyaları içerisinde Wapitect’i kullanarak kendi mobil internet site ve servislerini üretebiliyor, yönetiyor ve istedikleri zaman güncelleyebiliyorlar.

Wapitect, kullanımı kolay arayüzlerden, mobil internet sayfası oluşturulmak istenen sayfalara içeriklerin; metin, resim, müzik, video ve telefon numarası olarak farklı görünüm ve kullanım özellikleriyle eklenmesine imkân sağlıyor. Kullanıcılara ulaştırılmak istenen video ve müzik içerikleri kullanıcının mobil cihazına yüklenebiliyor, resimler tekil olarak ya da fotoğraf galerisi olarak (cihaz ekran genişliğine göre boyutlandırılarak) eklenebiliyor. Wapitect aynı zamanda eşzamanlı olarak ön izleme ve güncelleme imkânı sunuyor. Wapitect ile wap kodlama bilgisine ihtiyaç duymaksızın istenilen sayıda mobil sayfa tasarlanabiliyor.

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Aerodeon Mobil Pazarlama 2010′a nasıl bakıyor?

2010’da mobil reklamcılığın hızla zirveye doğru ilerleyeceğini düşünüyoruz. Zirve 2010 içerisinde olmayacaktır ancak önümüzdeki yılın parlayan yıldızı mobil mecra kullanımı olacak. Birçok marka en az web sitelerinde bulunduğu kadar wap (mobil internet) sitelerinde banner kampanyaları kullanacak. Bunun ötesinde tüm diğer mobil mecralar da büyümeden pozitif şekilde pay alacak. Operatör servislerine sponsorluklar artık yılın başından yıl sonuna kadar satın alınıyor, uzun vadeli planlı mobil bütçe yönetimleri yapmaya başlayan bir çok marka görüyoruz. Yazın gerçekleşen dünya kupası sırasında bir wap sitesinde banner yayınlamak ya da maç skor servisine sponsor mesajı girmek isterseniz bunu 1 -2 ay önce değil 6 ay önce rezerve etmeniz gerekiyor. Mobil mecralara talep bu düzeylere ulaşmış durumda.

QR kod ve mobil kupon uygulamalarının mobil pazarlama içerisinde bu yılın ivmelenen hizmetleri olacağını öngörüyoruz ve bu ivmelenmeye Aerodeon olarak en büyük katkıyı yapmak üzerine çalışıyoruz. Tag ve QR kod konusunda Türkiye’deki en kapsamlı altyapı ve uzman ekibe sahip olduğumuzu içtenlikle söyleyebilirim.

Bunun ötesinde Aerodeon olarak mobil uygulamaları, mobil pazarlamanın en temel dinamiklerinden biri olarak görüyoruz. Çünkü hedef kitle yapılan çalışmalara bu yönde cevaplar veriyor. Mobil kampanyaların ötesinde, mobil aplikasyonlar (iphone apps, Nokia widgets, vb.) geliştiriyoruz, mobil – web entegre kampanyalar geliştiriyoruz, kısaca mobil ötesinde dijital bir bakış açıısı ile hareket ediyoruz.

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Mobil pazarlama’nın hayatımıza kazandıracağı yeni iş kolları, uzmanlık alanları ve meslekleri, Aerodeon Genel Müdürü İsmail Özdemir Habertürk’e anlattı…

Mobil pazarlama, spsyal medya ve interaktif iletişim yönetimi yakınsamasının markaların iletişim yönetiminde doğuracağı yeni ihtiyaçlara karşılık vermek için ajansların yeni yapılanma ve yatırımlara yönelmesi gerektiğini ve yöneldiğini anlatan İsmail Özdemir, bir yandan da mobil pazarlamanın geçirdiği evrime değindi.

Posted in Uncategorized | Leave a comment

3g ile gelen mobil internet devrimi hayatımıza sürekli yeni uygulama ve servisler kazandırıyor. İşte bunlardan biri; Wapitect!

Aerodeon, Stevie ödüllü uygulaması Wapitect ile tüm markalar ve servis sağlayaıcıları için hızlı ve etkin mobil internet mecra üretimi ve interaktive çözümleri üretiyor.

Türk medyasındaki ilk QR kod uygulaması olan Hürriyet Tiktag, gazete üzerindeki dijital içerik oluşturma ve mobil interaktivite servisleri için Wapitect çözümünü kullanıyor. İlk olarak Hürriyet’te gerçekleştirilen QR kod’lu dijital devrim özellikle yeni nesil medya okurlarını hedef alıyor. Hürriyet Gazetesi’nde her gün 8-10 haberde yer alıyor ve okurlar tarafından her geçen gün daha fazla takip ediliyor. Dünyadaki QR kod uygulamalarını destekleyen ilk içerik üretim yazılımlarından olan Wapitect, kullanımı çok kolay arayüzlerden mobil internet sayfası oluşturulmasına ve metin, resim, müzik, video, “tıkla ve ara”, anket, oylama gibi içeriklerin eklenerek oluşturulan sayfaların zenginleştirilmesine imkan sağlıyor.

Aerodoen, kurumsal müşterilerine özel olan Wapitect servis kurguları ve şablonları hazırlayarak, sektörlere özel uygulama çözümleri sunuyor ve ürünün kullanımını çok daha basit ve hızlı hale getiriyor. Marka ve kurumlar, özellikle mobil pazarlama kampanyaları içerisinde Wapitect’i kullanarak kendi mobil internet site ve servislerini üretebiliyor, yönetiyor ve istedikleri zaman güncelleyebiliyorlar.

Bu uygulamalardan en yeni ikisi; Doritos Hisseli Tatlar Kampanyası ve Ruffles Dünya Kupası kampanyası dahilinde uygulanan “paket üstü QR kod” uygulaması oldu. Hisseli Tatlar kampanyasında paket üzeindeki 2 boyutlu barkod’u fotoğraflayan müşteriler, kampanya oylama sayfasına yönlenerek kampanya ile ilgili oylama, anketlere katılma, reklam videolarını izleme gibi servisleri kullandılar.

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Mobil Reklam

Mobil reklamcılık adına Amerika’da ciddi gelişmeler var hatta bu konuda Avrupa’daki şirketleri bile geçmişe benziyorlar. Google, Yahoo ve Aol gibi internet devleri de hedeflerini mobil medyaya odaklamış durumdalar. Peki bu gelişmelerin reklam sektörü ve sizin markanızla nasıl bir ilişkisi var? Dünyadaki tüm bu gelişmeler mobil medyaya olan ilgiyi çoğaltıyor. Asıl enteresan olan, mobil reklamlar daha tüketicinin cep telefonuna ulaşmadan operatörler tarafından video, müzik, resim veya oyun gibi içeriklerin içine ekleniyor. Dolayısıyla reklama ulaşmak tek bir SMS göndermek kadar kolay hale geliyor. Biz de mobil üzerine uzmanlaşmış bir ajans olarak, bu tarz öncü platformları kullanarak müşterilerimize ve onların hayallerine ulaşabilecek kampanyalar yaratmak istiyoruz. İçinde bulunduğumuz koşulları düşündüğümüzde kısa vadede mobil reklamcılık Türkiye’de çok yayılmayacak gibi görünse de tek bir bildiğimiz var; müşterilerimiz, dijital stratejilerine mobili de dahil ettikleri zaman, satış ve pazar paylarını arttırıyorlar. Bu da mobil yatırımın getirisi açısından iyi bir başlangıç gibi gözüküyor.
Posted in Uncategorized | Leave a comment

Markanız Favorilerim Listesine Girebiliyor mu?

Bugün size “del.icio.us” sitesinden bahsetmek istiyoruz. Dijital ortamda marka değerini etkilemek ve ölçmek için bizce yeni bir yol olmaya aday bir iş yapılıyor bu sitede. “Del.icio.us” temel olarak bir online link yöneticisi. İnsanlar beğendikleri web sayfalarının linklerini burada biriktiriyorlar. Web tarayıcınızda bulunan linklerin bazılarına bir daha hiç bakmıyor bile olabilirsiniz ama çoğunu da silmek istemezsiniz çünkü o linkler aslında sizin yıllardır sanal dünyada yaptığınız yolculuğunuzun bir parçasıdır. “Del.icio.us” sık kullandığınız, favori linklerinizi yönetmenize yardımcı oluyor. Aynı zamanda diğer kullanıcıların da linklerine ulaşabiliyorsunuz. Hiç tanımadığınız insanların oluşturduğu ancak sizin de ilgi alanınıza uyan tüm sayfalarda gezinme şansınız oluyor. Site, sosyal bir ağ yaratıyor; fikirlerinizi diğer üyeler ile paylaşmanızı ve onlarla bağlantı kurmanızı sağlıyor; yani zaman geçtikçe sizin ilgi alanlarınızı ve düşüncelerinizi paylaşan insanlarla sanal bir ilişki kurmuş oluyorsunuz. Peki, bunun markalar için anlamı nedir? İki noktadan bahsedebiliriz. İlki markaların bunu, aynı bloglar gibi, kendi ürün veya servislerini kullanan tüketicilerle ilişki kurmak amacıyla kullanacaklarını düşünüyoruz. İkincisi, “del.icio.us” gibi siteler web’de kimin, hangi markalarla, ne zaman, ne kadar ilgilendiğinin takip edilmesine yardımcı oluyor. Mesela, eğer bir ürün veya servis piyasaya sürüldüğünde etki yaratıyorsa, o zaman markayla ilgili linklerin miktarı ciddi şekilde artıyor. Bu akım mobil ortamda da kendini gösterecek (şu an daha embriyo aşamasında), ve hatta ileride neredeyse zorunluluk haline gelecek. Kullanıcılar coğrafi yerleri, resimleri veya videoları imleyecek ve mobil ortamı kullanma şekillerine göre bir araya gelecekler. Yakın gelecekte bu dijital-sosyal ağları kendi amaçları doğrultusunda kullanabilecek olan markalar, rekabette bir adım önde ilerliyor olacaklar.
Posted in Uncategorized | Leave a comment

Reklamcılık 2.0

Size “Reklamcılık 2.0” adlı bir makaleden güzel bir paragraf aktarmak istiyoruz. Makale yeni yeni gelişmeye başlayan mobil ve internet topluluklarının markalar üzerindeki etkileriyle ilgili. “Reklamcılık uzun süredir ‘information asymmetry’ denilen bir kavramdan etkileniyor. ‘Bilgi eşitsizliği’ olarak çevirebileceğimiz bu kavrama göre şirketler tüketicilerden daha fazla bilgi sahibiler ve sahip oldukları bilgiyi, hedef kitleyi baştan çıkarmak için kullanıyorlar. Fakat iletişim teknolojisinin günümüzde geldiği nokta bu eşitsizliği tüketiciler lehine bozmaya başladı. Teknolojiyi etkili biçimde kullanarak bilgi kaynaklarına kolayca ulaşabilen bireyler reklamlardan daha az etkileniyorlar ve reklamlar aracılığıyla kendilerine aktarılmaya çalışılan yanıltıcı veya eksik bilgileri kabul etmiyorlar; reklamları yargılayabiliyor ve hüküm verebiliyorlar. Bu durumda reklamcıların, tüketicilerle kurallara uygun ve şeffaf bir şekilde iletişim kurması gereklidir. “ Biliyoruz ki marka performansı, tüketicilere ürünle ilgili iyi bir tecrübe sunmak, konumlandırmayı doğru yapmak ve rekabet ortamında liderlik gibi birkaç temel kurala dayanıyor. Bu kuralları iyi uyguladığınızda dijital ortamdaki tüketici toplulukları arasında ürününüzden olumlu bahsedilmesi çok mümkün. Ama bazen bütün bu faktörleri doğru algılayamıyoruz ve dışarıdan gelen kontrol edemediğimiz etkiler markanın pazar payının düşmesine neden oluyor. İşte tam burada reklamcılık devreye giriyor. 1970’lerin başından beri yapılan araştırmalar gösteriyor ki en etkili reklamlar Millward Brown’un ‘marka hatırlanırlığı’ adını verdiği, yaratıcı olmasının yanısıra inandırıcı da olan reklamlar. Bugün bu etkiyi yaratmanın en iyi yolu, araştırmaların da gösterdiği gibi, 30 saniyelik TV spotları. Ancak markaların tüketicileri, yeni iletişim ortamlarında da nasıl etkileyebileceklerini bir an önce keşfetmeleri gerekiyor. Çünkü eğer geç kalırlarsa, rakipleri web 2.0 dünyasında müşterilerinin kalplerini de zihinlerini de çoktan ele geçirmiş olacak.
Posted in Uncategorized | Leave a comment

Cep Telefonu – Dijital Ortamdaki Yeni Çocuk

Eğer bir gün, dijital uygulamayla ilgili herhangi bir konferansa veya workshop’a katılırsanız, mutlaka kişisel mahremiyet veya izin ile ilgili bir oturum duyarsınız. “Cep telefonu farklıdır çünkü kişisel bir cihazdır” cümlesini duyacağınızı garanti bile edebilirim. Cep telefonu özel hayatlarımızın önemli bir parçası olduğundan, bunun üzerinden yapılan pazarlama aktiviteleri çok hassastır ve cep telefonuna özgü zorluklarla doludur. Biz bu düşüncenin bir daha gözden geçirilmesi taraftarıyız. İnanıyoruz ki dijital ortama bağlanmak için kullanılan her türlü cihaz, (bu bilgisayar, cep telefonu veya IPTV olabilir) kişisel bir iletişim aracıdır ve özel hayatlarımızın önemli bir parçasıdır. Örneğin web üzerinden yapılan pazarlama aktivitelerinin pek çoğu izin tabanlı değil. Gençler sohbet ortamları, oyun ortamları, anında mesaj gönderimi ve arkadaşları ile kişisel bilgi alışverişi sağlayabildikleri web sitelerini, mesela MySpace’i, yıllardır kullanıyorlar ve bu sitelerin çoğunda izin gerektirmeyen türde reklamlar var. Ayrıca yetişkinler için hala internet üzerinden özel bilgi paylaşmanın en yaygın yolu, elektronik posta. Biz izinli pazarlama sunduğumuz için rahatız ancak cep telefonuna gelecek olursak; cep telefonu tüketiciyi dijital-sosyal ortama bağlayan bir diğer cihazdır. Bu durumda sağduyuya kulak verilmeli ve diğer dijital mecralar, cep telefonundan farklı bir iletişim aracı olarak algılanmamalıdır. Mobil reklamcılık daha birçok şekil alacak. Bugün olduğu gibi ileride de izinli ve izinsiz SMS kampanyaları görmeye devam edeceğiz. Ama iyi reklamları, kötü reklamlardan ayıracak şey; tüketicilerin bağlanmak istedikleri yaratıcı fikirler olacak.
Posted in Uncategorized | Leave a comment

Duygusal Bağlar

Araştırmalar müşteri ile duygusal bir bağ kurmanın, marka yaratmak ve o markanın pazarda liderliğini korumasını sağlamak açısından çok önemli olduğunu gösteriyor. Lansman ve büyüme dönemlerinde ürünün fonksiyonel farklılıklarını anlatmak ne kadar önemli olsa da liderlik pozisyonunda asıl önemli olan ürünün hedef kitlenin zihninde duygusal anlamda nasıl algılandığıdır. Diğer mecralara oranla televizyon, tüketiciye görsel olarak daha etkili bir şekilde ve yüksek frekansla ulaşır. Bu sebepten sadece televizyonun tüketiciyle güçlü bir duygusal bağ kurabileceği iddia edilir. Peki ya cep telefonu tüketiciyle duygusal bir bağ kurabilir mi? Bizce evet. Peki bu bağ nasıl kurulabilir? Şimdi cep telefonunuza gelen ilk aramayı, ilk SMS’i veya ilk MMS’i düşünün! Ve sizde nasıl bir etki bıraktığını… Yüzünüzdeki o tebessümü… O anda sizi gülümseten, gelen mesaj değil, yaşadığınız deneyimdi. Eğer markanın size iletmek istediği mesajı ulaştırırken, aynı zamanda geçmişte yaşadığınız o “deneyimi” yeniden canlandırabilirsek, işte o zaman duygusal bağı kurmayı başarmış oluruz. Bu belki bluetooth aracılığıyla olur veya bir mobil java portalı veya bir mobil oyun… Veya çok daha basit bir şekilde yaratıcı ve etkileyici bir SMS aracılığıyla… Kabul edelim ki, tüketici üzerinde çarpıcı bir etki bırakmak istiyorsak artık çok daha güçlü ve yaratıcı fikirler üretmemiz gerekir. Tüketiciler son 5 yıldır mobil içerikleri alıyor; servisleri kullanıyor ve mobil kampanyalara katılıyorlar. Dolayısıyla bu alanda rekabet eden firmalar ellerinde geniş veritabanları bulunduruyorlar. Mobil içerik firmaları, artık iş modellerinin uzun ömürlü olabilmesi için, içeriklerini reklam ile desteklemek zorunda olduklarının yavaş yavaş farkına varıyorlar. Bu farkındalık onlara tüketicilerin davranışlarını inceleme, bilgi toplama ve bunları müşterilerine sunma gerekliliğini öğretiyor. Dolayısıyla markalar için uygun veritabanlarının oluşturulması gerekiyor. İnanıyoruz ki bir gün gelecek ve araştırmalar, markaların artık tüketicileriyle mobil aracılığıyla duygusal bağ kurduklarını kanıtlayacaklar. Bizce o güne çok az kaldı.
Posted in Uncategorized | Leave a comment

Kitlesel Reklam Hiçbir Zaman Varolmadı

Kitlesel pazarlamanın bitişi ve her mesajın alıcısına özel hazırlanmasına geçiş ile ilgili bugüne kadar pek çok şey yazıldı. JWT’nin efsanevi kreatif direktörü Jeremy Bullmore “Behind the Scenes in Advertising” adlı kitabında, aslında kitlesel pazarlamanın hiçbir zaman varolmadığını iddia etti. Bullmore’a göre “kitlesel gönderim var fakat kitlesel alım yok”. Yani insanlar aldıkları mesajları farklı algılıyorlar, farklı yorumluyorlar ve bu kişisel yorumların çoğu, reklamcıların asıl vermeyi hedefledikleri mesaja uymuyor. Daha da ötesi, tüketicilerin mesajları alma eğilimleri hiçbir zaman kontrol edilemeyecek. Peki Bullmore’un tarif ettiği şartlar altında cep telefonunun hayatımızdaki yeri ne olacak? Öncelikle hayatımızla giderek daha da bütünleşmiş olacak. İçerik paylaşımından alışverişe, şarkı söylemeye, dans etmeye kadar bütün multi medya alanlarında hayatlarımıza dahil olacak. Bu gelişmeler pazarlama uzmanlarının ve medyacıların, operatörlerle daha sıkı çalışmasını sağlayacak. Profesyoneller binlerce byte bilgi içinden pazarlama iletişiminin ince ayarını yapabilmeleri için gereken bilgiyi arayıp bulacaklar. Ama markaların bu toplumsal teknolojik evrime uyum sağlayabilmeleri için, öncelikle kullanışlılığının gelişmesi ve tüketicinin bu “mobille bütünleşmiş hayat tarzı”nı kabul etmesi gerekiyor.
Posted in Uncategorized | Leave a comment